.

hayir.tr.gg
sitene ekle
Friendster

S. Valentine images

Son eklenen yazılar

1 EYLÜL
SEVGİYİ HATIRLAMAK İÇİN GÜNE İHTİYACI OLANLARA
Ben Filistinli ÇOCUK!
EY YAHUDİ
sen giderken
AŞKIM
SEVGİLİ N.T
HAYIRLI RAMAZANLAR
GÜLÜM
SANA OLAN SEVDAMDANDIR




}
ROMEOBEN BLOGU
ASK&SIIR TUTKUNU


Vitamins and Supplements
Page Rank Icon GUZEL YAZILAR - AŞK&ŞİİR TUTKUNU(SEVDALİNKA)SÖYLER DURUR! - Blogcu

AŞK&ŞİİR TUTKUNU(SEVDALİNKA)SÖYLER DURUR!

Pazar, Ekim 12, 2008 - AŞKIM

Kategori: GUZEL YAZILAR

Sabahladım sevgilim. Sesini duymadan sabahladım. Özlerken bir üşüdüğümü anımsadım, birde yittiğimi.

 

İlk tanıştığımız yeri hatırladın mı? Uzun bir bekleyişti, sonra sen geldin uzun yollardan. Yanıbaşımda gözlerin gözlerimi arıyordu. Ben siyahlara bürünen kırmızı başlıklı bir kızdım sen ise yorgunluk çökmüş gözlerinle halsizdin.Sustum sadece " iyiyim "  diyebildim koluna girerken.Sonrası gidilen mekanlar , yenmiş yemekler ve içilen çaylar kaldı müzik eşliğinde. O zaman mavi gözlerine aşık olmuştum işte , memlekete kar yağarken.

 

*****              *****              ****                *****

Bir gri buluttu üstüme düşen ,

         Tutsam ellerime yapışacaktı.

Koy verdim gitti , en sakin zamanda

         Avuçlarımın içine yerleşiverdi.

O sevdaydı , hasretti , şefkatti…

         Üçünü bulduğum muazzam bir fırtınaydı…

Adı AŞK 'tı.

 

 

*****              *****              *****              *****

 

Memlekete kar yağarken almıştım ilk evlilik teklifini. Yüreğim üşümüştü ellerim boynuna sarıldığında.

 

Beraber edinilen arkadaşlıklar , paylaşılan sohbetler oturtmuştu rayına ilişkiyi…

 

Şimdi ne zaman SENResim 002 'i düşünsem ellerimin terlediğini hissediyorum.

 

Seni bir kez değil sayılamayan sayılar kadar seviyorum. Hayatıma renk verdiğin için , kaprislerimde çekilip yoklukları oynamadığın için , farklı düşüncelerde ortak payda çözümü bulup bana katlandığın için teşekkür ediyorum.

 

AŞK , görülen fiziki yapı değilmiş , yürekmiş , beraber olduğunda alınan etkileşimin hiç bitmemesiymiş , elini tuttuğunda terlemekmiş utanarak. AŞK öyle bir şeymiş ki kapatılmadan uyunan uykuların tatlı horlamasıymış.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, August 9, 2008 - SANA OLAN SEVDAMDANDIR

Kategori: GUZEL YAZILAR














Hep böyle başlıyorum söze farkındayım...

Baktım..Kaldım..Tekrar baktım ve tekrar kaldım!
Olduğum yere çakıldım biri betonlaştırdı,heykelleştirdi sanki.Sağa kaçamadım sola kaçamadım...Elimi kaldırıp gözünü bile kapayamadım daha fazla içime işlemesin diye...
Ne güç bıraktın,ne mecal!Var mıydı ötesi?Daha fazla ne gelebilirdi aşktan yana insanın başına?

İçimde bi çocuk vardı,onu büyütmüştüm ona öğretmiştim aşkla nasıl başedilir diye hatta yüreğimi gösterdim ona ders alsın diye;"Haline bak!Büyük bi savaştan çıkmış gibi...
Kırık dökük,yıkık,hasarlı,tamir edilmez iyileşmez halde..Dermansız dert işte!" dedim...DİNLEMEDİ...Gördüğü ilk güzele aktı benimle,yüreğimle,gözlerimle...
Eğer o yenilmeseydi bi çift göze bizde başedebilrdik o içimize işleyen gülüşe...

Gördüğümüz ilk güzelle,ilk gülüşle,ilk bakışla sarhoş olucak kadar mı yalnızdık?

Kahretsin elimdeki "tükenmez kalem" bitmiyor işte...
Benim sana olan koskaca aşkım bitiyor ama bu lanet kalemin içindeki mürekkep kabuk bağlamak üzere olan yaralarıma tuz basmaya devam ediyor...Ben bitiyorum,yol bitiyor,özlem diniyor,hasret geçiyor...Aşkım son buluyor hatta tenim teninin kokusunu unutyor ama elimdeki bu kalemin mürekkebi bitmiyor!!!Ve sanki çoğalıyor her lanet yağdırışımda...
Sanki benle inatlaşıyor sanki bişey söylemeye çalışyıor;"Ben bitmiyorum sen nasıl bitersin?" mi demek istiyor acaba?

Göğsünü gererek,kendinle Gurur duyarak bahsettiğin,her anlatışında gözlerini dolduğu,boğazının düğümlendiği,yutkunamadığın,canını yakan,yüreğini acıtan,elini ayağını titreten ama yinede ufacık da olsa biç bir pişmanlık duymadığın bi hikayen ,bi cesaretin ,bi savaşın var mı?
Bukadar büyük bi aşkın var mı?

SUS ŞİMDİ!!!
Bak konu sana geldi yine!
Öyle büyük bi yüreğim,tahmin edemiceğin kadar fazla cesaretim ve aklının ermiceği kadar yüce bi aşkım var dı ki altında ezilip kalırsın!
Açtığın yaralar,kırdığın kalpler elbet iyileşir dua et izi kalmasın...
Senden kalan her iz bi damla gözyaşım olucak,akıcak ve acıtacak!!!

Bu benden son gidişin,sigaramdaki son fırt,şişemdeki son damla şarap,GÖZÜMDEKİ SON YAŞSIN!!!

Eyvallah sevdiğim...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Mayıs 22, 2008 - TÜRK OLMAK

Kategori: GUZEL YAZILAR

TÜRK OLMAK ÇOK ŞEY İFADE EDER......

 

 

 


 Aslında çok şeydir, Türk olmak.

 Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla
 yaşayan evladı gibi.

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan

 meselelerin hesabını vermektir.

 Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp,
 yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

Türk olmak faşist olmaktır,  vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca.

Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca .

 Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak
kendini anlatamamaktır.

 Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir sürü asır önce
 Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, sadece kuşatıp; Napolyon gibi
 bütün Viyana'yı yakmadığın için.

 Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri
 minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin
önünden geçmektir.

 Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
 Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız
 imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

 Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın
imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her
metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı 
sermaye beklemektir.

Türk olmak; Troya'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de,
tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek
 değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.

 Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye
 çalışmaktır Türk olmak.

Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da
Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de 
tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.

 Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölme den önce düşmana
su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanene taşımaktır. 
 Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır.
Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında 
kayakyapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, 
kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.

Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır. 
 Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini
reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve
 sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de
 dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin ardından 'bir oğlum daha
 olsun, onu da göndereceğim' demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak,
 tabutuna son kez dokunurken 'vatan sağ olsun' demesidir.

 Türk olmak 'Türk çayında radyasyon olmaz' yalanları ile, 

'gusül  abdesti alana aids bulaşmaz' dolanları ile yaşamaktır.

Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır. 
 Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen
şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği
ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır Türk olmak.

Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir.
 Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

 Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a 
aşık olmaktır.

Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir,
 öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir. 
 En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkıyaya türkü yakmaktır,

Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk
 olmak.
 Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı,
Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da- yüreğinde taşımaktır.

 Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve
kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...

Hayatın sana verdiklerine 'nasip', vermediklerine 'kısmet' demektir.
 Her işin 'hayırlısına' inanmaktır ve 'feleğe' küfretmektir ve
 ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

 Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir. 
 Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip>
üzerindeki ölü toprağını atabilmektir. Türk olmak, mahalle maçı 
için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya
 gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri 
yapabilmesidir. 


 Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de mağazalar yağmalanırken,
 daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan
 sandıkta kesmektir.

 Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya me ydan okumak, en dertli
 gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül
 göstermektir.

 Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur
 damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir. Türk olmak,
 medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.

 DİPLOMATİK GÖZLEM

 'Son günlerde mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri
Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak
gibi bir takım zihniyetler belirdi:
 Halbuki hangi istiklal var ki ecnebilerin nasihatleri ve planlarıyla
yükselsin?!'
 Gazi Mustafa Kemal Atatürk / 6 Mart 1922 / TBMM

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Mayıs 12, 2008 - AŞIK VE BİLGE

Kategori: GUZEL YAZILAR

  
 
Aşkı merak eden  kadın Bilgeye yaklaşır ve sorar:
Sevgili Bilge aşk nedir?

Bilge cevaplar:

"Aşk, evrande uçmaktır. Şartlar ne olursa olsun karşı çıkıp direnmektir.
Engelleri ısrarla aşmaktır ve inadına yoluna devam etmektir.
Mutluluğa giden yoldur AŞK.

Aşk, cennetin anahtarıdır.
Var olan bütün alışkanlıkları geride bırakmaktır.
İrade ve mantığın bittiği yerdedir.
Vakti geldiğinde göçmen kuşlar gibi uçmaktır
   Acı veren mutluluktur AŞK.
   Yaratıcıdır, yoktan var edendir.
   Aklın savaşamadığı şeydir AŞK."


Bilgenin bu sözleri kadını çok etkilemiştir.
Kadın Bilgeye derki:
"Sevgili Bilge demek ki ben bu zamana kadar hep aşık olduğumu sanmışım ama yanılmışım.
Sizin aşk anlayışınız çok farklıymış``

Bilge gülerek cevaplar:

``Güzel bayan, bastırılmış duyguları ve arzuları aşk ile karıştırma!
Bedenlerin aynı çatı altında yaşaması aşk değil bir ihtiyaçtır.
Aşk ruhların sonsuza kadar birleşmesidir.
Ayrılık söz konusu değildir.
İnsanoğlu bir takım dürtülerin adına aşk diyor.
Aşk hayvanlara özgü bir şey değildir.
Dürtülerin adı aşk olsaydı maymunlar şair,eşekler ozan olurdu``

Aşık kadın güler ve Bilgede gülmeye başlar.
Kadın Bilgeye aşık olmuştur.
Bir süre sonra aşık kadın hüzünlenir.
Bilge merak eder ve sorar:

``Güzel bayan neden hüzünlendiniz? Güzel yüzünüze hüzün yakışmıyor``

Aşık kadın cevaplar:
``galiba ben size aşık oldum``

Uzun bir zamandır kadına platonik aşk duyan Bilge aşık kadına derki:

``Nihayet beni fark ettiniz. Size olan ölümsüz aşkımı anlatamam``

Kadın yine hüzünlenerek Bilgeye derki:
``ama aramızda engeller var. Aşkım ruhlarımız nasıl sonsuza kadar birleşe bilir ki?``

Bilge cevaplar:
``Ruhlarımızın sonsuza kadar birleşmesi için Allah'dan ölümü dileyin. İkimiz birden dileyelimki, kabul etsin yaradan.``

Aşık kadın Bilgeye bakar ve aşkın vermiş olduğu heyecanla gülümseyerek oradan uzaklaşır.
Bilge ise her zaman yaptığı gibi Dünya ile ilşkisini kesip, başını önüne eğip düşünmeye başlar.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Şubat 4, 2008 - MUTLULUK TABLOSU

Kategori: GUZEL YAZILAR

 

 

65 yıldır evli olan yaşlı çift, evlilik yaşamları boyunca hiç birbirlerini
kırmamışlar ve hiç kavga etmemişler. Tabii ki hiçbir mutluluk tablosu
sonsuza kadar sürecek değil. Kadın, iyileşmesi mümkün olmayan kötü bir
hastalığa tutulmuş. Doktorlar sadece birkaç gününün kaldığını üzülerek
belirtmişler. Adam panik içinde ne yapacağını düşünürken, karısı ona
mutluluklarının bir sırrının olduğunu söylemiş: "Bak, dolapta eski bir
ayakkabı kutusu bulacaksın, onu al ve yanıma gel…"
Dolabı açan adam eski ayakkabı kutusunu bulmuş ve merakla açmış. İçinde bir
çift oyuncak bebek ve tam 95.000 dolar para varmış.
Heyecanla karısına götürmüş kutuyu. Karısı anlatmış:
"Evlenirken annem bana bir nasihat verdi. Sakın ola ki kocana kötü bir söz
söyleme, o seni kırsa bile yüzünden gülümsemeyi eksik etme. Sadece bir
oyuncak bebek al ve o seni her kırdığında bir oyuncak bebek koy biryerlere
!"
Adam, gözyaşlarına boğulmuş… 65 yıl ve sadece 2 bebek. Kendiyle gurur
duymuş.
Ama bir yandan da merakını yenememiş:
"Peki karıcığım, o iki bebeği anladım, ama 95.000 dolar ne oluyor ?"
Karısı yüzünde vahşi bir gülümsemeyle yanıtlamış:
"Biliyorsun o sadece eski bir ayakkabı kutusu, içine alsa alsa iki-üç bebek
alır. O bahsettiğin 95.000 dolar kutuya sığmadığı için sattığım bebeklerin
parası…"

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Ocak 26, 2008 - ERKEK DEDİĞİN

Kategori: GUZEL YAZILAR

 

 

ERKEK OLMAK, hayatına kaç kadının girdiği,kaç kadını sevdiğin,kaç kadına
aşık oldu ğun, kaç kadınla seviştiğin DEĞİLDİR; kaç kadının seni özlediği, kaç
kadının sevdiği aşık olduğu, kaç kadının senden vazgeçemediğidir!
ERKEK OLMAK, geniş bir omuza sahip olmak DEĞİLDİR; kaç kadına o omuzlara
yaslanacak kadar güven ve sıcaklık verdiğindir!
ERKEK OLMAK, sadece yatakta iyi olmak DEĞİLDİR; sevmek sevilmek ve sevişmenin
bütün olduğunu bilmektir; yaşamak, yaşatmaktır!
ERKEK OLMAK, kalın bir sese sahip olmak DEĞİLDİR; nazik duygulu cümleler
kurabilmektir!
ERKEK OLMAK, Vurdu mu oturtmak DEĞİLDİR, dokunuşundaki yumuşaklıktır!
ERKEK OLMAK, kıllı bir vücuda sahip olmak DEĞİLDİR; o vücutta nasıl bir kalp
taşıdığıdır!
ERKEK OLMAK, romantik bir ortamda güzel sözler söylemek DEĞİLDİR; o sözlerin
arkasında durmaktır!
ERKEK OLMAK, ağır eşyaları kaldırmak DEĞİLDİR; asıl ağır olan hayatın yükünü
taşıyabilmektir ve paylaşabilmektir!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Aralık 31, 2007 - BAKIŞ AÇISI

Kategori: GUZEL YAZILAR

 

 

 


*Bakış açınızı ne kadar geniş tutarsanız, doğruya ulaşmanız o kadar hızlı
olur. *


*Amerikada ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava....**

Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlaniyordu. Futbolcu yakalanmıştı.
Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi.
Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu
avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu: *


*"Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inaniyorum. Buna
az sonra sizler de inanacaksiniz. Neden mi? Bakın, şimdi 1' den 10' a kadar
sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karisi bu kapidan içeri
girecek... 1, 2, 3, 4, 5, 6,  7, 8, 9, 10..." *


*Bütün jüri kapiya döndü. Kimse girmedi içeri. Avukat bir savunma dahisiydi,
öldürücü hamlesini yaptı : **
"Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek
diye kapıya baktınız. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum."
Ancak jüri ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu sekilde
sonuçlandi. Mahkeme çıkışında avukat, bayan jüri başkanına yaklaştı :
"10' a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız. Neden
böyle bir karara imza attınız?" **
**"Doğru" dedi jüri başkanı; "Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya
bakmıyordu!.."**
*
*NOT: En iyi analist herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen
bakışları izleyen kişidir...*

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, Aralık 20, 2007 - İYİ BAYRAMLAR

Kategori: GUZEL YAZILAR

 

Hikaye soyle.. Cok eski zamanlarin dondurucu bir kisi yasanirken, butun
hayvanlar acimasiz soguktan cok etkilenmis ve cok buyuk kayiplar vermisler.
Ama en cok kayip veren kirpilermis. Cunku onlarin pek cok hayvan gibi kalin
kurkleri olmayip, kendilerini sicak tutmasi mumkun olmayan dikenleri varmis.
Bu durumdan cok endise duyan kirpiler, en az zararla kisi gecirebilmek icin
meclislerini toplamis ve cozum aramaya baslamislar. Tartisa tartisa, nihayet
gece olunca tum kirpilerin bir araya toplanmasina ve birbirlerine cok yakin
durarak geceyi gecirmelerine karar vermisler.
Boylece kirpiler birbirlerinin vucut sicakligindan yararlanacak ve
aralarindaki hava akimini onleyerek donmaktan kurtulacaklarmis. İlk geceki
deneyimlerinde bunun ise yaradigini gormusler. Ama daha once hic on
goremedikleri bir baska problem cikmis ortaya. Usuyen kirpiler birbirlerine
fazla yaklastiklarindan kirpiler birbirlerini sivri oklariyla yaralamislar.
Daha sonraki gece yaralanma korkusundan dolayi kirpiler, bu defa da
birbirlerinden uzak durmuslar ama bu seferde donmaktan kendilerini
kurtaramamislar.
Ne var ki, her gece, bazen uzaklasarak bazen de yakinlasarak, deneye yanila
birbirlerinin vucut sicakligindan yararlanacak kadar yakin, ancak
birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayi ogrenmisler. Bu degerli ogreti
de onlarin hayatta kalmalarina neden olmus. Kissadan hisse; İster kabul
edelim ister etmeyelim, hepimizin bizi kaplayan uzun dikenlerimiz var.
Bunlar, bizim hayata karsi savunma mekanizmalarimiz, filtrelerimiz. Bazen
faydali, bazen de zararli. Cogu zaman, kimseleri yaklastirmiyoruz yanimiza
ya da korkutuyoruz onlari oklarimizdan, ya da baskalarinin oklarindan
korkuyoruz. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz ozel dunyamiza,
sinamadan gecit vermiyoruz. Ne var ki, hayatta kalabilmek ve sicaklik ancak
yakinlasmakla, birlikte hareket etmekle mumkun olabiliyor.
Sadece ozel hayatimizda degil, is yasamimizda da bir takim oldugumuzu hic
unutmamaliyiz. Hayatta kalabilmek ve rekabette one gecebilmek icin takim
arkadaslarimizla gercek uyumu yakalamaliyiz. Herkes once kendi oklarinin
sorumlulugunu alip, karsisindakiyle en uygun mesafeyi hemen ayarlamalidir.
Bu sadece bulundugumuz takimin degil bizim de hayatta kalmamizi saglayacak
sihirli bir yasam dersidir. İs hayatinda esnek olmak, degisen kurallarla
birlikte degisimi yakalayabilmek cok onemli. Tabiatimizda var olan
oklarimizi, ne kendimize karsi ne de takim arkadaslarimiza karsi
kullanmaliyiz. Oklarimizi cikarma ve kullanma zamanini da cok dikkatli
ayarlamaliyiz. Yeni dunya bircok celiskiyi de icinde barindiriyor. Oksuz,
oklu kirpiler gorme zamanimiz artik gelmistir.
Bu celiskiler icinde var olmayi basaran kisi ve kuruluslar hayatta
kalabilecekler. Bir an once, birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatin
soguk, celiskili ve zor zamanlarinda usumeyecek kadar da birbirimize yakin
olmayi ogrenmeliyiz. Herkesin gorunur ya da gorunmez sivri oklarinin
oldugunu, bu oklarin, kisinin hem kendisine hem de baskalarina verecegi
zararlarin bilincinde olup, ona gore davranmasi gerektigi gercegini de hic
unutmamaliyiz. Bu donem zoru basarabilen kirpilerin donemi olacak.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazar, Aralık 16, 2007 - KADIN OLMAKKK

Kategori: GUZEL YAZILAR

 

 *Eskiden kadin olmak daha kolaydi.** **
**Kadinlar sadece evde** **olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.** **
Sadece esinin geliri dusukse kadin** **calisirdi ve calisan kadina acinirdi.

Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu,
zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu.
90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik
calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu. **
**

Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna
gitmisti.
Calisiyor, istedigi gibi harciyor,** **geziyordu.** **
Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek** **
istiyordu.** **
Yasasin ozgurluk... **
**
Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu.
Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ust** **kademe
yonetici kadin oldu.* ***
Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda
kadinlarla doluydu.. ****
Bu calisan kadina** **yetmedi, citayi biraz daha yukseltti.**
**
Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi.** **
Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden
gecirildi.**
**
Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen** **elendi.** **
Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler
yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi
seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi. ****
Yurt disindan** **gelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler
yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi. **
**
Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti. ****
Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik** **aksam yemegini de
dusunmeye baslamisti.
Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu
mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye
gitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi git **
**al, eve gel, aksam yemegini hazirla.... **
**
Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti.
Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek
olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat
kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is
arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.**
**
Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu.
Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyari vermeye basladi.
Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi 'Bebek de yaparim kariyer
de ' diye...
Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini**
**doldurdular.

Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna
uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar. **
1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar
hamileydiler.
**
Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi.
Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol
kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, erik aserilmiyor,
karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.

Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca
hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok internet
sitesine uye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarina yazilindi.**
**
Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini.
Bugun 43. gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. gun, parmaklari olustu... 89.

gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin
matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek.**
**.. Sonunda mutlu gun geldi.
Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden
sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde
isbasi yapmisti. **
**

Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat calisiyordu.
Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini
cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya
basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol,
tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu. **
**
**

Calisan kadina bu da yetmedi. Artik hem calisiyor, hem
iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan
kadin citayi birkez daha yukseltti.
O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali,
organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali,
cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel
susleyebilmeliydi.
Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar. **
**

Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar,
toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye
basladilar, 'Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini
vereyim' 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir
aksam gelin de size de yapayim' Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini
nereye yukseltecek?
**

**
Gelelim erkege...
Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi.
80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira** **iciyor ve maça
gidiyordu...** ***

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Aralık 15, 2007 - ARKADAŞ

Kategori: GUZEL YAZILAR

 

 

 

ARKA TAŞ: Orta Asya' da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk sava
şçılar, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için,
sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek, ok atarlarmış. Atalarımız
genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde
bir taşveya kaya olurmu
ş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ veya Azerbaycan'daki
telaffuzuyla 'ARKA-DAŞ' şeklinde dilimize yerleşti.


Bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine
güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir. 'Dostluk' kavramının zaman içinde,
insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek kötülüklerden
koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu 'arkadaş' kelimesi 'dost'
anlamında Türkçemizdeki yerini buldu. ! Sırtınız arka-taş' sız
kalmasın........

 

*A**ş**k ve arkada**ş**lık bir gün yolda kar**ş**ıla**ş**ırlar. A**ş**k
kendinden emin bir **ş**ekilde sorar:*

*-Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?
Arkada**ş**lık cevap verir : *

*-Sen gittikten sonra bıraktı**ğ**ın gözya**ş**larını silmek için....*

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

GÜLE DİKEN OLMAKTAN VAZGEÇTİM.EN GÜZELİ TOPRAK OLMAK.

Son Yazılarım

� <%RecentEntryTitle%>

Kategoriler

Arkadaşlarım

frekans
nurla
eroman
canandansiirler
mansur
sevgi penceresi
nursalkimi
grafikdunyasi
bizimalaniyi
saclariniz
busecegunler
dizix
gullercicekler
philton
sbullock
webmasterkaynaklari
siberdevlet
farenjitnedir
alternatifblog
teknikpcdersleri
kesintisizguckaynagi
fiberoptikci
beyonceresimleri
horseracing
akasyaduragi24

Google







Bu alanı görüntülemek için flash player yüklemeniz gerekmektedir.


Defteri Oku
Deftere Yaz ALIGN>
https://www.superteklif.com/super-uye-formu.aspx?rid=q8cm2iODBso_____eql____SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!http://www.sevgilimibul.com?gir=5601 Site ekle Pardus... Özgürlük İçin... Toplist - Site Ekle Bloglar Alemi