Pazar, Ekim 12, 2008 - AŞKIM
Sabahladım sevgilim. Sesini duymadan sabahladım. Özlerken bir üşüdüğümü anımsadım, birde yittiğimi. İlk tanıştığımız yeri hatırladın mı? Uzun bir bekleyişti, sonra sen geldin uzun yollardan. Yanıbaşımda gözlerin gözlerimi arıyordu. Ben siyahlara bürünen kırmızı başlıklı bir kızdım sen ise yorgunluk çökmüş gözlerinle halsizdin.Sustum sadece " iyiyim " diyebildim koluna girerken.Sonrası gidilen mekanlar , yenmiş yemekler ve içilen çaylar kaldı müzik eşliğinde. O zaman mavi gözlerine aşık olmuştum işte , memlekete kar yağarken. ***** ***** **** ***** Bir gri buluttu üstüme düşen , Tutsam ellerime yapışacaktı. Koy verdim gitti , en sakin zamanda Avuçlarımın içine yerleşiverdi. O sevdaydı , hasretti , şefkatti… Üçünü bulduğum muazzam bir fırtınaydı… Adı AŞK 'tı. ***** ***** ***** ***** Memlekete kar yağarken almıştım ilk evlilik teklifini. Yüreğim üşümüştü ellerim boynuna sarıldığında. Beraber edinilen arkadaşlıklar , paylaşılan sohbetler oturtmuştu rayına ilişkiyi… Şimdi ne zaman SEN 'i düşünsem ellerimin terlediğini hissediyorum. Seni bir kez değil sayılamayan sayılar kadar seviyorum. Hayatıma renk verdiğin için , kaprislerimde çekilip yoklukları oynamadığın için , farklı düşüncelerde ortak payda çözümü bulup bana katlandığın için teşekkür ediyorum. AŞK , görülen fiziki yapı değilmiş , yürekmiş , beraber olduğunda alınan etkileşimin hiç bitmemesiymiş , elini tuttuğunda terlemekmiş utanarak. AŞK öyle bir şeymiş ki kapatılmadan uyunan uykuların tatlı horlamasıymış.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, August 9, 2008 - SANA OLAN SEVDAMDANDIR

Hep böyle başlıyorum söze farkındayım...
Baktım..Kaldım..Tekrar baktım ve tekrar kaldım! Olduğum yere çakıldım biri betonlaştırdı,heykelleştirdi sanki.Sağa kaçamadım sola kaçamadım...Elimi kaldırıp gözünü bile kapayamadım daha fazla içime işlemesin diye... Ne güç bıraktın,ne mecal!Var mıydı ötesi?Daha fazla ne gelebilirdi aşktan yana insanın başına?
İçimde bi çocuk vardı,onu büyütmüştüm ona öğretmiştim aşkla nasıl başedilir diye hatta yüreğimi gösterdim ona ders alsın diye;"Haline bak!Büyük bi savaştan çıkmış gibi... Kırık dökük,yıkık,hasarlı,tamir edilmez iyileşmez halde..Dermansız dert işte!" dedim...DİNLEMEDİ...Gördüğü ilk güzele aktı benimle,yüreğimle,gözlerimle... Eğer o yenilmeseydi bi çift göze bizde başedebilrdik o içimize işleyen gülüşe...
Gördüğümüz ilk güzelle,ilk gülüşle,ilk bakışla sarhoş olucak kadar mı yalnızdık?
Kahretsin elimdeki "tükenmez kalem" bitmiyor işte... Benim sana olan koskaca aşkım bitiyor ama bu lanet kalemin içindeki mürekkep kabuk bağlamak üzere olan yaralarıma tuz basmaya devam ediyor...Ben bitiyorum,yol bitiyor,özlem diniyor,hasret geçiyor...Aşkım son buluyor hatta tenim teninin kokusunu unutyor ama elimdeki bu kalemin mürekkebi bitmiyor!!!Ve sanki çoğalıyor her lanet yağdırışımda... Sanki benle inatlaşıyor sanki bişey söylemeye çalışyıor;"Ben bitmiyorum sen nasıl bitersin?" mi demek istiyor acaba?
Göğsünü gererek,kendinle Gurur duyarak bahsettiğin,her anlatışında gözlerini dolduğu,boğazının düğümlendiği,yutkunamadığın,canını yakan,yüreğini acıtan,elini ayağını titreten ama yinede ufacık da olsa biç bir pişmanlık duymadığın bi hikayen ,bi cesaretin ,bi savaşın var mı? Bukadar büyük bi aşkın var mı?
SUS ŞİMDİ!!! Bak konu sana geldi yine! Öyle büyük bi yüreğim,tahmin edemiceğin kadar fazla cesaretim ve aklının ermiceği kadar yüce bi aşkım var dı ki altında ezilip kalırsın! Açtığın yaralar,kırdığın kalpler elbet iyileşir dua et izi kalmasın... Senden kalan her iz bi damla gözyaşım olucak,akıcak ve acıtacak!!!
Bu benden son gidişin,sigaramdaki son fırt,şişemdeki son damla şarap,GÖZÜMDEKİ SON YAŞSIN!!!
Eyvallah sevdiğim...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Mayıs 22, 2008 - TÜRK OLMAK
TÜRK OLMAK ÇOK ŞEY İFADE EDER......
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan
meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca.
Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca .
Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir sürü asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.
Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak; Troya'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölme den önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanene taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır. Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayakyapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır. Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin ardından 'bir oğlum daha olsun, onu da göndereceğim' demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'vatan sağ olsun' demesidir.
Türk olmak 'Türk çayında radyasyon olmaz' yalanları ile,
'gusül abdesti alana aids bulaşmaz' dolanları ile yaşamaktır.
Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır. Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır Türk olmak.
Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.
Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir. En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkıyaya türkü yakmaktır,
Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak. Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da- yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...
Hayatın sana verdiklerine 'nasip', vermediklerine 'kısmet' demektir. Her işin 'hayırlısına' inanmaktır ve 'feleğe' küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir. Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir. Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip> üzerindeki ölü toprağını atabilmektir. Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya me ydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir. Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.
DİPLOMATİK GÖZLEM
'Son günlerde mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi: Halbuki hangi istiklal var ki ecnebilerin nasihatleri ve planlarıyla yükselsin?!' Gazi Mustafa Kemal Atatürk / 6 Mart 1922 / TBMM
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Mayıs 12, 2008 - AŞIK VE BİLGE

Aşkı merak eden kadın Bilgeye yaklaşır ve sorar: Sevgili Bilge aşk nedir?
Bilge cevaplar:
"Aşk, evrande uçmaktır. Şartlar ne olursa olsun karşı çıkıp direnmektir. Engelleri ısrarla aşmaktır ve inadına yoluna devam etmektir. Mutluluğa giden yoldur AŞK.
Aşk, cennetin anahtarıdır. Var olan bütün alışkanlıkları geride bırakmaktır. İrade ve mantığın bittiği yerdedir. Vakti geldiğinde göçmen kuşlar gibi uçmaktır Acı veren mutluluktur AŞK. Yaratıcıdır, yoktan var edendir. Aklın savaşamadığı şeydir AŞK."
Bilgenin bu sözleri kadını çok etkilemiştir. Kadın Bilgeye derki: "Sevgili Bilge demek ki ben bu zamana kadar hep aşık olduğumu sanmışım ama yanılmışım. Sizin aşk anlayışınız çok farklıymış``
Bilge gülerek cevaplar:
``Güzel bayan, bastırılmış duyguları ve arzuları aşk ile karıştırma! Bedenlerin aynı çatı altında yaşaması aşk değil bir ihtiyaçtır. Aşk ruhların sonsuza kadar birleşmesidir. Ayrılık söz konusu değildir. İnsanoğlu bir takım dürtülerin adına aşk diyor. Aşk hayvanlara özgü bir şey değildir. Dürtülerin adı aşk olsaydı maymunlar şair,eşekler ozan olurdu``
Aşık kadın güler ve Bilgede gülmeye başlar. Kadın Bilgeye aşık olmuştur. Bir süre sonra aşık kadın hüzünlenir. Bilge merak eder ve sorar:
``Güzel bayan neden hüzünlendiniz? Güzel yüzünüze hüzün yakışmıyor``
Aşık kadın cevaplar: ``galiba ben size aşık oldum``
Uzun bir zamandır kadına platonik aşk duyan Bilge aşık kadına derki:
``Nihayet beni fark ettiniz. Size olan ölümsüz aşkımı anlatamam``
Kadın yine hüzünlenerek Bilgeye derki: ``ama aramızda engeller var. Aşkım ruhlarımız nasıl sonsuza kadar birleşe bilir ki?``
Bilge cevaplar: ``Ruhlarımızın sonsuza kadar birleşmesi için Allah'dan ölümü dileyin. İkimiz birden dileyelimki, kabul etsin yaradan.``
Aşık kadın Bilgeye bakar ve aşkın vermiş olduğu heyecanla gülümseyerek oradan uzaklaşır. Bilge ise her zaman yaptığı gibi Dünya ile ilşkisini kesip, başını önüne eğip düşünmeye başlar.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Şubat 4, 2008 - MUTLULUK TABLOSU

65 yıldır evli olan yaşlı çift, evlilik yaşamları boyunca hiç birbirlerini kırmamışlar ve hiç kavga etmemişler. Tabii ki hiçbir mutluluk tablosu sonsuza kadar sürecek değil. Kadın, iyileşmesi mümkün olmayan kötü bir hastalığa tutulmuş. Doktorlar sadece birkaç gününün kaldığını üzülerek belirtmişler. Adam panik içinde ne yapacağını düşünürken, karısı ona mutluluklarının bir sırrının olduğunu söylemiş: "Bak, dolapta eski bir ayakkabı kutusu bulacaksın, onu al ve yanıma gel…" Dolabı açan adam eski ayakkabı kutusunu bulmuş ve merakla açmış. İçinde bir çift oyuncak bebek ve tam 95.000 dolar para varmış. Heyecanla karısına götürmüş kutuyu. Karısı anlatmış: "Evlenirken annem bana bir nasihat verdi. Sakın ola ki kocana kötü bir söz söyleme, o seni kırsa bile yüzünden gülümsemeyi eksik etme. Sadece bir oyuncak bebek al ve o seni her kırdığında bir oyuncak bebek koy biryerlere !" Adam, gözyaşlarına boğulmuş… 65 yıl ve sadece 2 bebek. Kendiyle gurur duymuş. Ama bir yandan da merakını yenememiş: "Peki karıcığım, o iki bebeği anladım, ama 95.000 dolar ne oluyor ?" Karısı yüzünde vahşi bir gülümsemeyle yanıtlamış: "Biliyorsun o sadece eski bir ayakkabı kutusu, içine alsa alsa iki-üç bebek alır. O bahsettiğin 95.000 dolar kutuya sığmadığı için sattığım bebeklerin parası…"
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Ocak 26, 2008 - ERKEK DEDİĞİN

ERKEK OLMAK, hayatına kaç kadının girdiği,kaç kadını sevdiğin,kaç kadına aşık oldu ğun, kaç kadınla seviştiğin DEĞİLDİR; kaç kadının seni özlediği, kaç kadının sevdiği aşık olduğu, kaç kadının senden vazgeçemediğidir! ERKEK OLMAK, geniş bir omuza sahip olmak DEĞİLDİR; kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güven ve sıcaklık verdiğindir! ERKEK OLMAK, sadece yatakta iyi olmak DEĞİLDİR; sevmek sevilmek ve sevişmenin bütün olduğunu bilmektir; yaşamak, yaşatmaktır! ERKEK OLMAK, kalın bir sese sahip olmak DEĞİLDİR; nazik duygulu cümleler kurabilmektir! ERKEK OLMAK, Vurdu mu oturtmak DEĞİLDİR, dokunuşundaki yumuşaklıktır! ERKEK OLMAK, kıllı bir vücuda sahip olmak DEĞİLDİR; o vücutta nasıl bir kalp taşıdığıdır! ERKEK OLMAK, romantik bir ortamda güzel sözler söylemek DEĞİLDİR; o sözlerin arkasında durmaktır! ERKEK OLMAK, ağır eşyaları kaldırmak DEĞİLDİR; asıl ağır olan hayatın yükünü taşıyabilmektir ve paylaşabilmektir!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Aralık 31, 2007 - BAKIŞ AÇISI

*Bakış açınızı ne kadar geniş tutarsanız, doğruya ulaşmanız o kadar hızlı olur. *
*Amerikada ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava....**
Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlaniyordu. Futbolcu yakalanmıştı. Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu: *
*"Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inaniyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksiniz. Neden mi? Bakın, şimdi 1' den 10' a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karisi bu kapidan içeri girecek... 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10..." *
*Bütün jüri kapiya döndü. Kimse girmedi içeri. Avukat bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yaptı : ** "Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum." Ancak jüri ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu sekilde sonuçlandi. Mahkeme çıkışında avukat, bayan jüri başkanına yaklaştı : "10' a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız. Neden böyle bir karara imza attınız?" ** **"Doğru" dedi jüri başkanı; "Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu!.."** * *NOT: En iyi analist herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen bakışları izleyen kişidir...*
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Aralık 20, 2007 - İYİ BAYRAMLAR

Hikaye soyle.. Cok eski zamanlarin dondurucu bir kisi yasanirken, butun hayvanlar acimasiz soguktan cok etkilenmis ve cok buyuk kayiplar vermisler. Ama en cok kayip veren kirpilermis. Cunku onlarin pek cok hayvan gibi kalin kurkleri olmayip, kendilerini sicak tutmasi mumkun olmayan dikenleri varmis. Bu durumdan cok endise duyan kirpiler, en az zararla kisi gecirebilmek icin meclislerini toplamis ve cozum aramaya baslamislar. Tartisa tartisa, nihayet gece olunca tum kirpilerin bir araya toplanmasina ve birbirlerine cok yakin durarak geceyi gecirmelerine karar vermisler. Boylece kirpiler birbirlerinin vucut sicakligindan yararlanacak ve aralarindaki hava akimini onleyerek donmaktan kurtulacaklarmis. İlk geceki deneyimlerinde bunun ise yaradigini gormusler. Ama daha once hic on goremedikleri bir baska problem cikmis ortaya. Usuyen kirpiler birbirlerine fazla yaklastiklarindan kirpiler birbirlerini sivri oklariyla yaralamislar. Daha sonraki gece yaralanma korkusundan dolayi kirpiler, bu defa da birbirlerinden uzak durmuslar ama bu seferde donmaktan kendilerini kurtaramamislar. Ne var ki, her gece, bazen uzaklasarak bazen de yakinlasarak, deneye yanila birbirlerinin vucut sicakligindan yararlanacak kadar yakin, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayi ogrenmisler. Bu degerli ogreti de onlarin hayatta kalmalarina neden olmus. Kissadan hisse; İster kabul edelim ister etmeyelim, hepimizin bizi kaplayan uzun dikenlerimiz var. Bunlar, bizim hayata karsi savunma mekanizmalarimiz, filtrelerimiz. Bazen faydali, bazen de zararli. Cogu zaman, kimseleri yaklastirmiyoruz yanimiza ya da korkutuyoruz onlari oklarimizdan, ya da baskalarinin oklarindan korkuyoruz. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz ozel dunyamiza, sinamadan gecit vermiyoruz. Ne var ki, hayatta kalabilmek ve sicaklik ancak yakinlasmakla, birlikte hareket etmekle mumkun olabiliyor. Sadece ozel hayatimizda degil, is yasamimizda da bir takim oldugumuzu hic unutmamaliyiz. Hayatta kalabilmek ve rekabette one gecebilmek icin takim arkadaslarimizla gercek uyumu yakalamaliyiz. Herkes once kendi oklarinin sorumlulugunu alip, karsisindakiyle en uygun mesafeyi hemen ayarlamalidir. Bu sadece bulundugumuz takimin degil bizim de hayatta kalmamizi saglayacak sihirli bir yasam dersidir. İs hayatinda esnek olmak, degisen kurallarla birlikte degisimi yakalayabilmek cok onemli. Tabiatimizda var olan oklarimizi, ne kendimize karsi ne de takim arkadaslarimiza karsi kullanmaliyiz. Oklarimizi cikarma ve kullanma zamanini da cok dikkatli ayarlamaliyiz. Yeni dunya bircok celiskiyi de icinde barindiriyor. Oksuz, oklu kirpiler gorme zamanimiz artik gelmistir. Bu celiskiler icinde var olmayi basaran kisi ve kuruluslar hayatta kalabilecekler. Bir an once, birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatin soguk, celiskili ve zor zamanlarinda usumeyecek kadar da birbirimize yakin olmayi ogrenmeliyiz. Herkesin gorunur ya da gorunmez sivri oklarinin oldugunu, bu oklarin, kisinin hem kendisine hem de baskalarina verecegi zararlarin bilincinde olup, ona gore davranmasi gerektigi gercegini de hic unutmamaliyiz. Bu donem zoru basarabilen kirpilerin donemi olacak.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Aralık 16, 2007 - KADIN OLMAKKK

*Eskiden kadin olmak daha kolaydi.** ** **Kadinlar sadece evde** **olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.** ** Sadece esinin geliri dusukse kadin** **calisirdi ve calisan kadina acinirdi.
Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu, zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu. 90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu. ** **
Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti. Calisiyor, istedigi gibi harciyor,** **geziyordu.** ** Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek** ** istiyordu.** ** Yasasin ozgurluk... ** ** Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu. Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ust** **kademe yonetici kadin oldu.* *** Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu.. **** Bu calisan kadina** **yetmedi, citayi biraz daha yukseltti.** ** Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi.** ** Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden gecirildi.** ** Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen** **elendi.** ** Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi. **** Yurt disindan** **gelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi. ** ** Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti. **** Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik** **aksam yemegini de dusunmeye baslamisti. Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi git ** **al, eve gel, aksam yemegini hazirla.... ** ** Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti. Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.** ** Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu. Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyari vermeye basladi. Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi 'Bebek de yaparim kariyer de ' diye... Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini** **doldurdular.
Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar. ** 1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar hamileydiler. ** Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi. Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, erik aserilmiyor, karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.
Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok internet sitesine uye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarina yazilindi.** ** Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini. Bugun 43. gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. gun, parmaklari olustu... 89.
gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek.** **.. Sonunda mutlu gun geldi. Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti. ** **
Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat calisiyordu. Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol, tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu. ** ** **
Calisan kadina bu da yetmedi. Artik hem calisiyor, hem iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan kadin citayi birkez daha yukseltti. O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali, organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali, cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel susleyebilmeliydi. Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar. ** **
Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar, toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye basladilar, 'Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini vereyim' 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir aksam gelin de size de yapayim' Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini nereye yukseltecek? **
** Gelelim erkege... Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi. 80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira** **iciyor ve maça gidiyordu...** ***
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Aralık 15, 2007 - ARKADAŞ

ARKA TAŞ: Orta Asya' da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk sava şçılar, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için, sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek, ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taşveya kaya olurmu ş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ veya Azerbaycan'daki telaffuzuyla 'ARKA-DAŞ' şeklinde dilimize yerleşti.
Bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir. 'Dostluk' kavramının zaman içinde, insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu 'arkadaş' kelimesi 'dost' anlamında Türkçemizdeki yerini buldu. ! Sırtınız arka-taş' sız kalmasın........
*A**ş**k ve arkada**ş**lık bir gün yolda kar**ş**ıla**ş**ırlar. A**ş**k kendinden emin bir **ş**ekilde sorar:*
*-Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada? Arkada**ş**lık cevap verir : *
*-Sen gittikten sonra bıraktı**ğ**ın gözya**ş**larını silmek için....*
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
GÜLE DİKEN OLMAKTAN VAZGEÇTİM.EN GÜZELİ TOPRAK OLMAK.
Son Yazılarım
� <%RecentEntryTitle%>
Kategoriler
Arkadaşlarım
� frekans � nurla � eroman � canandansiirler � mansur � sevgi penceresi � nursalkimi � grafikdunyasi � bizimalaniyi � saclariniz � busecegunler � dizix � gullercicekler � philton � sbullock � webmasterkaynaklari � siberdevlet � farenjitnedir � alternatifblog � teknikpcdersleri � kesintisizguckaynagi � fiberoptikci � beyonceresimleri � horseracing � akasyaduragi24
|