Pazar, Ocak 14, 2007 - ÇİÇEK VE SUYUN AŞKI
Bir gün çiçek ve su arkadaş olurlar.Önceleri arkadaşça başlayan sevgileri birbirini tanıdıkça çiçeğin suya aşkına dönüşür.İlk kez aşık olan çiçek etrafına mis gibi kokular saçmaktadır.Zaman geçtikçe su da çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar.Bu suyun da ilk aşkıdır. Günler,aylar geçer ama çiçek sudan beklediği ilgiyi görememektedir.Suya ''Seni seviyorum''der.Su ''Ben de seni seviyorum''der.Aradan zaman geçer.Çiçek alışkın değildir böyle ilgisizliğe.Suya ''Seni seviyorum''der.Su ''Ben de...''der.Çiçek sabırlıdır.Bekler,bekler,bekler.Öyle bir an gelir ki;çiçek artık etrafına güzel kokular yaymamaya başlar.Son kez suya döner ve ''Seni seviyorum''der.Su da ona ''Söyledim ya ben de seni...''der. Gün gelir çiçek yataklara düşer.Hastalanmıştır.Bu durum karşısında çok üzülen su son çare olarak bir doktor çağırır.Çiçeğe bakan doktor ''Maalesef ,artık elimizden bir şey gelmez''diyerek durumun ümitsizliğini suya açıklamaya çalışır.Su sevgilisinin ölümüne neden olan hastalığın ne olduğunu sorar doktora.Doktor suyu şöyle bir süzer ve ''Çiçeğin bir hastalığı yok.Bu çiçek sadece susuz kalmış.Yani ölüm nedeni susuzluk'' der.Artık çok geçtir ama su sevgiliye sadece seni seviyorum demenin yetersiz olduğunu anlamıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Ocak 13, 2007 - O DAHA İNSANCA BAKIYORDU
Zayiat vermek istemeyen bir General temizlik harekatında alması gereken bir köyü taş taş üstünde kalmayana kadar bombalatır.Özel birlikler köyü sarar ve tek tek arayıp temiz raporunu verip,alındı listesine bir yenisini ekleyip tam köyden ayrılırken,arkalarından tek bir el ateş edilir. Yine inanılmaz bir bombardıman başlar.Mantar gibi yükselen alev topları,makinelilerin sinir bozucu sesi ve arkasından korkunç bir ölüm sessizliği. Yine özel timler her bir deliği ararlar ve döküntülerin arasında bir deri bir kemik bir çocuğu elinde bir tüfekle bulurlar.Çocuğu doğrudan Generalin önüne getirirler.General çocuğu görünce çok etkilenir.Kimseleri görmeden bombalar yağdırmaya benzemez karşılıklı ilişki.Generalin sağ gözü takmadır.Üstelik de hayli belirgin bir protez. Çocuğa dönüp: Bak sana bir şans vereceğim. Hangi gözümün gerçek olduğunu bil,seni kurşuna dizilmekten kurtarayım. Çocuk bir an Generalin yüzüne bakar ve -Sağ gözün gerçek! General şaşırır. -Nasıl olur,sağ gözüm takma,niye böyle dedin ki? Çocuk: -O daha insanca bakıyordu.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Ocak 13, 2007 - YOKSUL KÖLE
Harat şehrinde yoksul bir kişi vardı.Yoksul olduğu kadar da küstah ve kendini bilmez biriydi.Bir gün pazarda dolaşırken bir efendi ile yanındaki kölesini gördü.Kölenin sırtında atlas bir elbise,belinde de altın bir kemer vardı. Başını gökyüzüne kaldırıp:''Ya Rabbi'' dedi,şu efendinin,kuluna baktığı kadar sen kuluna bakmıyorsun.Kula nasıl bakılır,şu efendiden öğren. Günler sonra yine o pazardaydı.Padişahın o atlas elbiseler giyen,altın kemerler takan köleleri topladığını gördü.Padişahın adamları onlara olmadık işkenceler ediyor ve söyleyin efendinizin hazineleri nerede? diye soruyorlardı. O kölelerin hepsi işkenceden ölecek duruma geldikleri halde hiçbiri efendisinin aleyhinde konuşmadı ve sır vermedi. Bu durumu şaşkınlıkla seyreden yoksulun kulağına şöyle bir ses geldi: ''Ey kula nasıl bakılır,diyen yoksul!Sen de kul nasıl olur gör.Ve bilmiyorsan o efendileri için can veren kölelerden öğren.'' Yoksul adam çok mahcup oldu,yüzü kızardı.Hiç kulluk etmediği halde Rabbi hakkında su-i zandan ve küstahça sözlerinden dolayı tevbe edip af diledi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Ocak 10, 2007 - ANKA KUŞUNUN HİKAYESİ
Rivayet olunur ki,kuşların hükümdarı olan Simurg Anka,bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş.Kuşlar dünyasında ters giden bir şey olursa onlar da Simurg'u bekler dururlarmış.Ne var ki,Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş.Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.Ancak Simurg'un yuvası,etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş.Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş.Kuşlar,hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce bülbül geri dönmüş,güle olan aşkını hatırlayıp;papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş;kartal;yükseklerdeki krallığını bırakamamış;baykuş yıkıntılarını özlemiş,balıkçıl kil bataklığını.Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.Altıncı Vadi şaşkınlık,yedinci vadi yok oluş vadisymiş.Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.Simurg'un yuvasını bulunca öğrenmişler ki Simurg Anka,Otuz Kuş demekmiş.Onların her biri Simurgmuş.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Ocak 6, 2007 - BİR AŞK HİKAYESİ.................EN GÜZEL
Zamanın birinde güzel bir köyde,güzeller güzeli bir kız varmış.Bu güzellik abidesine o köyde yaşayan bir genç aşık olmuş ve kızı ailesi gidip istemiş.Kız bu teklifi geri çevirmiş ve o gençde üzüntüsünden köyü terkederek başka bir yere taşınmış.Merak edenler için o güzel kızın kötü olan huyu en güzel meraklısıymış. Gel zaman git zaman derken güzel kıza aşık olup,reddedilmenin üzüntüsüyle köyü terk eden genç evlenmiş olarak geri dönmüş.Tabi bu genç o güzel kızın durumunuda merak ediyormuş.Acaba kiminle evlendi,zenginmi,yakışıklımı diye.Kızın evini uzaktan izlerken birde ne görsün kızın yanında saçları dökülmüş,şişman ve kısa boylu biri duruyor.Genç donakalmış ve beni beğenmeyip reddeden kız bu adamla nasıl evlendi diye merak etmeye başlamış. Sonunda dayanamayarak güzel kızın kocasının evde olmadığı bir gün kızın kapısını çalmış.Kapıyı açan güzel kız da o genci tanımış.Biraz sohbetten sonra genç kıza dönerek bu adamla nasıl evlendiğini merak ettiğini sormuş.Kız gence dönerek evin arkasında bulunan gül bahçesine gelmesini ve ordan arkasına dönmeden en güzel gülü getirmesini istemiş.Gül bahçesine giren genç arkasına bakmadan en güzel gülü bulup kıza vermek için aramaya başlamış.Bu güzel,şu güzel,bu hepsinden güzel derken gül bahçesinin sonuna varmış ve orada güzel kıza verecek tek bir gül kalmış.O gülde solmuş ve kurumaya yüz tutmuş bir gülmüş. Evet sevgili blog dostları,sevgi ve sevgili peşinden koşanlar hisse çıkarmak tamamen size kalmış.Yorumlarınızı bekliyorum. ÖMÜR EKİNCİ-ROMEOBEN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Ocak 3, 2007 - BİR HİKAYE................SİYAH BALON
Küçük zenci bir çocuk,şehrin lunaparkında dolaşırken bir satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı.Her renkten ve her biçimden balonlar ışıl ışıl parlıyorlardı. Derken,birdenbire kırmızı bir balon kazara bağlandığı yerden kurtularak havada uçtu,uçtu,uçtu ve nihayet aşağıdan seçilemeyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu.Bu manzarayı seyretmek için öyle bir insan kalabalığı toplanmıştı ki,satıcı bir tane daha bırakmanın iyi bir reklam olacağını düşünerek havaya parlak sarı renkte bir balon daha bıraktı.Arkasından bir tane de beyazını çözdü. Küçük zenci,olduğu yerden bir hayranlık içerisinde ardı ardına uçan rengarenk balonları seyrettikten sonra: Baloncu amca dedi.Acaba bir de siyah renkte balon bıraksanız,ötekiler kadar yükselir mi? Baloncu adam,anlayışlı bir bakışla çocuğa tebessüm ederek,siyah renkli bir balonu çözdü.Parmaklarını gevşetip onu da boşluğa bırakırken: Yavrum! dedi.Bizi yükselten dışımızdaki renk değil,içimizdeki cevherdir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
GÜLE DİKEN OLMAKTAN VAZGEÇTİM.EN GÜZELİ TOPRAK OLMAK.
Son Yazılarım
� <%RecentEntryTitle%>
Kategoriler
Arkadaşlarım
� frekans � nurla � eroman � canandansiirler � mansur � sevgi penceresi � nursalkimi � grafikdunyasi � bizimalaniyi � saclariniz � busecegunler � dizix � gullercicekler � philton � sbullock � webmasterkaynaklari � siberdevlet � farenjitnedir � alternatifblog � teknikpcdersleri � kesintisizguckaynagi � fiberoptikci � beyonceresimleri � horseracing � akasyaduragi24
|