Cumartesi, Ocak 12, 2008 - HAYATİN ANLAMİ

Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi..
Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis..
Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus..
Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis..
Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ...
Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona
-Su karsi ki daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam. Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus ..
Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ...
Adam kabul etmis..
Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus.
Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ...
Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla eksilirse kaybedersin..Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmis evet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasil di(!) Adam saskin..Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki ....
Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel ,demis Bilge...
Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir bahçedeymis çünkü ...
Geri geldiginde bilge ,adama bahçe nasildi diye sormus ...
Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis..
Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis
"--Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün hayatin akip gider sen farkina varmazsin..Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlam kazanir
"Hayatinin anlami senin bakislarinda gizli"
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Ocak 3, 2008 - BİR İPİN HESABI

Zengin adamın biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. "Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum" diye vasiyet etmiş. Öldüğünde "Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?" diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir
<******>******>
hamal; ** -Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum." diye düşünerek kabul etmiş. Vefat eden zengin ile birlikte defnedilmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. "Nasıl olsa bu ölü elimizde… Biz şu canlı olandan başlayalım" demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar. -O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?" Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış. - Tamam, servetin yarısı senin, demişler. - Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm? *
* Hayatın ve hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife alıncak birşey değildir. *
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Ocak 1, 2008 - TANRININ KAHVESİ

Tanri'nin Kahvesi
Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski universitelerindeki profesorlerini ziyaret icin biraraya gelirler. Sohbet, sonunda isin ve hayatin stresinden sikayetlenmeye doner.
Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesor mutfaga gider ve yaninda buyuk bir termos icinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak uzere degisik tarzda ve ucuz gorunenden, pahali ve hatta cok ozel olanlarina kadar degisik kahve bardaklari ile gelir.
Herkes bir bardak secince, profesor soyle soyler: 'Farkettiyseniz, tum pahali gorunen bardaklar alindi ve geriye ucuz gorunumlu, sade bardaklar kaldi. Kendiniz icin en iyi olani istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynagi aslinda. Emin olun ki, bardagin kendisi kahvenin kalitesine hic bir sey katmaz. Cogu zaman, sadece daha pahalidir ve hatta bazi durumlarda da ictigimizi saklar. Hepinizin aslinda istedigi kahveydi, bardak degil, ama bilincli olarak en iyi bardaklara yoneldiniz ve sonra birbirinizin bardagina bakmaya basladiniz. Sunu bir dusunun: Hayat kahvedir. Is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak icin sadece araclardir ve sectigimiz bardak yasadigimiz hayatin kalitesini belirlemedigi gibi degistirmez de.
Bazen sadece bardaga odaklanarak Tanrinin sundugu kahvenin tadini cikarmayi unuturuz.
Kahvenizin tadina varin!
En mutlu insanlar her seyin en iyisine sahip degildirler. Sadece her seyin en iyi sekilde tadini cikartirlar.
Basit yasayin. Comertce sevin. Birbirinize derinden itina gosterin.. Nazik olun.
Gerisini Tanriya birakin.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Aralık 31, 2007 - HAYIRLI SENELER

Çok uzaklarda bir yerlerde, içinde bin aynanın olduğu bir oda olan bir tapınak varmış. Bir gün, nasıl olmuşsa, bir köpek tapınakta kaybolmuş ve bu odaya gelmiş. Kendinden bin tane birden görünce düşmanı zannettiği görüntülere karşı havlamaya başlamış. Bu havlamalar ve diş göstermeler kendisine bin katı geri dönüyormuş. Köpek daha da saldırganlaşmış. Gittikçe kontrolden çıkmış ve sonunda, öfkeden oracıkta ölüvermiş.*
***Bir süre sonra başka bir köpek daha tapınakta kaybolmuş ve aynı aynalı odaya gelmiş. Bu köpek de diğeri gibi etrafının bin tane köpekle çevrili olduğunu sanmış. Sevinç içinde onlara doğru kuyruğunu sallamış ve bu ona bin adet neşeli kuyruk sallaması olarak geri dönmüş. Köpek mutlu ve cesur bir şekilde tapınaktan çıkış yolunu bulmuş.*
*****Sadece içinizdeki sizi yansıtan insanları etkileyebilirsiniz. Diğer insanların içindeki güzellikleri görüyorsanız, kendi içinizdeki güzelliği keşfetmişsiniz demektir. Eğer herkes hayatı sizin için zorlaştırıyorsa, o zaman da bunu aslında kendiniz yapıyorsunuz demektir.*
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Aralık 29, 2007 - YEDİ HARİKA

*Bir grup ögrenciden Gümümüz Dünyasının Yedi Harikası'nın neler olduğunu düşündüklerine dair bir liste yapmaları istenir. Aralarında Anlaşmazlıklar çıkmasına rağmen aşağıdakiler en fazla oyu alanlardır: 1) Mısır'ın Büyük Piramitleri
2) Tac Mahal (Taj Mahal) 3) Büyük Kanyon (Grand Canyon) 4) Panama Kanalı 5) Empire State Binası 6) St. Peter Bazilikası (St. Peter's Basilica) 7) Çin Seddi (China's Great Wall) Öğretmen oyları toplarken, sessizce duran bir kız öğrencisinin henüz kağıdını vermemiş olduğunu farkeder. Sonra öğrencisine kendi hazırladığı liste ile ilgili bir problem olup olmadığını sorar. Kız Öğrenci ise "Evet, biraz. O kadar çok şey var ki, bir türlü karar veremiyorum" der. Öğretmen de öğrencisine "Peki, söyle bakalım senin listende neler var, belki biz sana yardımcı olabiliriz" der. Kız öğrenci önce duraksar ve sonra okumaya başlar: "Bence Dünyanın Yedi Harikası : *1) görmek 2) duymak 3) dokunmak 4) tatmak 5) hissetmek 6) gülmek 7) ve sevmek ... Odada sinek uçsa sesi duyulacak şekilde bir sessizlik olur......
*Basit, sıradan ve normal olarak düşündüğümüz ve gözden kaçırdığımız şeyler gerçekte ne kadar da mükemmeldirler.*
*Samimi bir hatırlatma: *
*Hayattaki en değerli şeyler** satın alınamayanlardır! Görmekten, duymaktan, dokunmaktan, tatmaktan, hissetmekten, gülmekten ve sevmekten mahrum olmayacağınız bir yaşam dilerim *
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Aralık 17, 2007 - BENİM KALBİM TEMİZDİR

Yaşlı ve değerli bir hacı amcamız ettiği bir sohbetten bahsetti. Amcamız ege şivesi konuştuğu için bazı kelimeleri aynen aktarıyorum :
Bir gün uzaktan akraba birinin cenazesine gittik. Cenaze evine, almanyadan tanımadığım bir akraba da gelmişti. Baktım ortam müsait. Bir sohbet başlatem dedim. Çünkü hemen hepsi ibadetten uzaktı. Afedersiniz isim neydi dedim. Halil dedi.
Baktım başında fötor şapka vardı. Halil kardeş yolda gidiyorsun, başındaki şapka uçtu gitti. Birisi şapkayı tuttu, mendiliyle temizledi, sana uzattı. Adama teşekkür edermisin dedim... Etmezmiyim insanlık yapmış dedi.
Dedim şapkan için teşekkür ediyorsun da, şapkanın altındaki kafan için niçin teşekkür etmiyorsun. Yani ibadetle, namaz, oruç vs gibi.
<******>******>
Dedi ki "Ben namaz kılmam ama benim kalbim temizdir." Maşallah çok güzel ama aksiyon lazım dedim. Mesela seni bizim eve yemeğe çağırsam, hiç elini oynatmadan kalbini temiz tuterek karnını doyurceksin desem olur mu? Tamam ama benim kimsenin namusunda, ırzında gözüm yok dedi. Kalbinin temizliği aksiyon olmadan yeterli değildir.
Senin ehliyetin varmı? Yani araba kullanır mısın dedim. Evet tabi dedi. Sen arabaya bindin, araba uçuruma yuvarlandı bak. Senin kalbin temiz, hareket etmeden oturdun. J Arabayı sürerken yoluna göre sağa kıvırcan yada sola kıvırcan, bir tehlike olursa frene bascen...
Yani ezan okununce namaz kılcan, ramazan ayı gelince oruç tutcen. İçki, kumar , zina da frene basıvercen dedim. Yoksa hiçbişey yapmazsen araba uçuruma yuvarlanır. Sen sadece kalbim temiz deyip ibadet yapmazsen cehenneme yuvarlanırsın Allah muhafeze. Çünkü hiçbişey yapmemekte suçtur
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Şubat 10, 2007 - İKİ KÖPEK
Yaşlı
kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş,az ötede birbiriyle
boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı.Köpeklerden biri beyaz,biri siyahtı.Oniki
yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde
boğuşup duruyorlardı.Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu,yanından ayırmadığı
iki iri köpekti bunlar.Çocuk,kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu
düşünüyor,dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden
illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla,sordu
dedesine.Yaşlı reis,bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.Onlar
dedi,benim için iki simgedir evlat. Neyin simgesi diye
sordu çocuk. İyilikle kötülüğün
simgesi.Aynen şu gördüğün köpekler gibi,iyilik ve kötülük içimizde sürekli
mücadele eder durur.Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm.Onun için yanımda
tutarım onları.Çocuk,sözün burasında,mücadele varsa,kazananı da olmalı diye
düşündü ve çocuklara has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi
: Peki dedi.Sence hangisi kazanır bu
mücadeleyi? Bilge Reis,derin bir
gülümsemeyle baktı torununa: Hangisi mi evlat?... Ben hangisini daha iyi
beslersem! SİZ HANGİSİNİ İYİ
BESLİYORSUNUZ?
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Ocak 27, 2007 - KARINCA VE HZ.SÜLEYMAN
Bir gün Süleyman peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar.Karınca da bir buğday tanesi yerim diye cevap verir. Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Hz.Süleyman(a.s) karıncayı bir şişeye koyar yanına da bir buğday tanesini koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır.Ondan sonrada bir yıl bekler.Süresi dolunca şişeyi açtığında birde bakar ki,karınca buğday tanesinin yarısını yemiş,yarısını da bırakmış.Kendi kendine meraklanır.Acaba neden yemedi diye? Bunun üzerine karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.Karınca da,daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah(c.c) verirdi.Ben O'na güvenerek bir buğday tanesini tam olarak yerdim,çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi.Fakat bu işi sen üstüne alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim.Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin.O yüzdende bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek,diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım diye cevap verir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Ocak 25, 2007 - VELİLERİN GÖNLÜ
 Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır.Neden sonra,yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister.O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır.Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir.Bunun üzerine adam Mevlevi derghına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır.Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der: Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahindir.Öyle her leşe konmaz.Onun için senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahı'na gider ve Hacı Bektaş Veli'ye,Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar. Hacı Bektaş da şöyle der: Bizim gönlümüz su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir.Bu yüzden,bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
GÜLE DİKEN OLMAKTAN VAZGEÇTİM.EN GÜZELİ TOPRAK OLMAK.
Son Yazılarım
� <%RecentEntryTitle%>
Kategoriler
Arkadaşlarım
� frekans � nurla � eroman � canandansiirler � mansur � sevgi penceresi � nursalkimi � grafikdunyasi � bizimalaniyi � saclariniz � busecegunler � dizix � gullercicekler � philton � sbullock � webmasterkaynaklari � siberdevlet � farenjitnedir � alternatifblog � teknikpcdersleri � kesintisizguckaynagi � fiberoptikci � beyonceresimleri � horseracing � akasyaduragi24
|